Sınav Taktikleri
PDF Yazdır E-Posta

SINAVLARA  HAZIRLIK

                       

Sevgili gençler ; yaşam bazen bizim dışımızdaki gelişmelerle, çoğu zaman da aslında bizim denetimimizle akıp gider. Bazen bir şeylerin kendi kontrolümüzde olduğunu anladığımızda geç olabilir. Oysa biliyoruz ki kontrol edebildiğimiz şeylerin oranı yüksek olduğu zaman kendimizi daha iyi hissedebiliyoruz. Örneğin; sınava kendimizi iyi hazırlayabilmemiz bizim denetimimizdedir.Bazen  sanki her şey kendi kontrol alanımızın dışındaymış gibi çalışmayı, heyecanımızı kontrol etmeyi, daha dikkatli olmayı, iyi yoğunlaşabilmeyi, konsantrasyonumuzu artırmayı dışarıdaki nedenlerde ararız.Oysa aslında kontrol bizdedir.Bazen kontrolün bizde olmayışı bize daha rahatlatıcı gelir.Ancak kontrolü ele almak biraz kaygı yaratsa da seçim yapma hakkımızı kullanarak hayatımızın kontrolünü elimize alıp, zamanımızı daha verimli kullanabilir ve yaşantımızı daha anlamlı kılabiliriz.

Üniversite sınavına hazırlanırken de öncelikle ; sınavı ve  sistemi tanıyıp, moralinizi yüksek tutarak sınava psikolojik olarak hazırlanıp, çalışma yöntemlerinizle ilgili eksiklikleri gidererek yaşantınızı anlamlı kılacak değişiklikler yapabilirsiniz.Unutmayın sınava hazırlanmak sizin elinizde.

      

Kocaman bir ateş yakmak isteyenler,

Cılız saman yığınlarını tutuşturmakla işe başlarlar.(shakespeare)

 

 

 

ÜNİVERSİTEYE ÖĞRENCİ SEÇİMİNDE ve ÖĞRENCİNİN MESLEK SEÇİMİNDE  DİKKATE ALINAN ÖZELLİKLER

Üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemi, öğrencinin akademik yeteneğini ( soyut konuları öğrenme gücünü ) ve okul başarısını ( bilgisini ve çalışma disiplinini ) değerlendiren bir yapıdadır.

Öğrencinin okul başarısı da okuduğu okuldaki öğrencilerin Öğrenci Seçme Sınavındaki puan ortalamaları (akademik yetenek düzeyleri) ile diploma notları düzeyleri birlikte dikkate alınarak değerlendirilmektedir.

Bireyler yükseköğretime, bir alanda bilgi sahibi olma yanında ve belki daha da öncelikle bir meslek sahibi olmak için girmektedirler. Bu bakımdan, bir yükseköğretim programının seçilmesi aynı zamanda bir mesleğin seçilmesi anlamına gelmektedir. Meslek ise bir kimsenin, çalışma ömrü boyunca sürdüreceği faaliyetlerin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu yüzden, bir kimsenin mesleğini seçmekle, genel yaşam biçimi konusunda da bir seçim yapmış olduğunu söylemek hatalı olmaz. Çünkü meslek kişinin genellikle hayatını nasıl bir çevrede geçireceğini ve kimlerle etkileşimde bulunacağını belirleyen boyutlara sahiptir. İnsanın hayatında böylesine önemli etkileri olan bir kararın iyice düşünülmeden verilmesi, hayal kırıklıklarına, mutsuzluklara ve başarısızlıklara yol açabilmektedir.

Yükseköğretim hem birey hem de devlet açısından pahalı bir yatırımdır. Ayrıca yükseköğretim programlarının kontenjanları kısıtlı olup bu programlara yerleşme, giriş sınavlarındaki başarıya bağlıdır. Bu yüzden hatalı bir karardan dönmek çok kere mümkün olmamaktadır. Bu nedenle hem gencin, hem de ailenin meslek seçimi ve yükseköğretim programlarını belirlemede çok dikkatli davranması gerekmektedir.

Meslek, kişilerin belli bir eğitimle edindikleri ve hayatlarını kazanmak için sürdürdükleri düzenli ve kurallı faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilir. Meslek etkinlikleri, birbirlerinden farklı bireysel özellikler gerektirir ve yine bireylere farklı doyumlar sağlar.

Meslek seçimi, bir kimsenin, çeşitli meslekler arasından en iyi yapabileceğini düşündüğü faaliyetleri içeren ve kendisine en üst düzeyde doyum sağlayacağına inandığı bir mesleğe yönelmesidir. Burada ifade edilen doyum, hem maddi, hem de manevi doyumu ifade etmektedir. Çok sevilen ancak ekonomik doygunluk sağlamayan bir meslek ne kadar sıkıntı yaratıyorsa, iyi para kazandıran ama sevilmeyen bir meslek de aynı oranda sorunlar yaratabilir. Yönelme kararının doğru ve yerinde olması, kişinin ne istediğini ve neleri yapabileceğini çok iyi bilmesine bağlıdır.

Daha önce de değinildiği gibi, bir öğrenci pek çok kişinin girmek istediği, popüler ve dolayısıyla taban puanı yüksek bir programa girip akademik yeteneğini kanıtlamayı en önemli hedef olarak benimser ve diğer özelliklerinin programa uygunluğunu dikkate almazsa programa girmeyi başarsa bile oradan mezun olmayı başaramayabilir. Hatta aday buradan mezun olsa bile bu sefer de iş hayatında önemli problemlerle karşılaşabilir.

Çok zeki fakat zevkine, rahatına düşkün bir genç, zekası sayesinde sınavı kazanabilir ama çalışma alışkanlığına sahip olmadığı için kendisi gibi seçkin öğrencilerin bulunduğu ve başarının gayrete, disiplinli çalışmaya bağlı olduğu bir öğretim ortamına ayak uydurmakta çok zorluk çekeceği için başarısız olabilir. Daha düşük puanla girilebilen bir başka program bu gencin yapısına daha uygun olabilir.

Ülkemizde mesleklerin toplumsal saygınlık düzeylerinin çok farklı oluşu gençlerin tercihlerini belirlemelerinde ve bunları sıralamalarında çok önemli rol oynamaktadır. Yeteneğini kanıtlamak üzere yüksek puanla öğrenci alan programları tercih etmek ve bunlardan ön sıralardaki birine girebilmek için sınavda doğru yanıtlanması gereken soruların hesabını yapmak yeterli değildir. Bu tür hedeflere erişen nice öğrencinin, bir süre sonra, bulundukları durumdan hoşnut kalmadıkları, eğitimi yarım bırakarak ya da bitirdikten sonra yapılarına daha uygun alanlara geçtikleri gözlenmektedir.

Sadece akademik konuları öğrenme gücünü kanıtlama ve mesleki referans yoluyla saygınlık kazanma düşüncesi ile verilen kararlar hem kişinin mutsuz olmasına hem de aile ve ülke için ekonomik kayba yol açmaktadır.

Bu nedenle gençlerin tercihlerini kesinleştirmeden önce kendilerini çok iyi dinlemeleri, kişiliklerinin başka özelliklerini de dikkatli ve ayrıntılı değerlendirmeye çalışmaları daha uygun olur.

 

 

 

 

 

 

 SINAV TEKNİĞİ

1- Sınav soruların;


Yukarıda tabloda sınavda  çıkan soruların zorluk derecesi gösterilmiştir. Orta düzeyde performans gösteren bir öğrenci soruların % 70’ini rahatlıkla cevaplayabilecek seviyededir. Bunu test tekniklerini kullanarak daha üst seviyelere çıkarmak mümkün olacaktır.
Ayrıca sınavlarda  şans faktörü yoktur.

2- Sınavda  farklı kitapçık türünün olması sebebiyle soruların kolaydan zora doğru veya tersi bir   sıra takip etme durumunda ne yapacağımızı bilmeliyiz.%70 kolaysoruları hedefleyerek panik yapmamalıyız.
3- En kolay ve en zor sorunun da aynı puana sahip olduğunu bilmeliyiz
4- Turlama tekniğinin kullanılması. Birinci turda kesinlikle emin olunan soruların işaretlenmesi, ikinci turda boş bırakılan ve vakit alacak soruların çözülmesi (3 aşamalı olarak turlayın)
Adaylar turlama tekniğini kullandıklarında tekrar başa dönüldüğünde zaman kaybetmemek için kitap üzerindeki soruların yanına kendilerine ait semboller kullanabilirler. Bunlar;
a- Cevabından emin olunan soruya X (çarpı) işareti konulabilir. X 1.
b- İki şıkka indirip de işaretlenmeyen soruya !(ünlem) işareti konulabilir.
c- Zaman ayırırsam yaparım denilen soruya + (artı) işareti konulabilir.
d- Boş bırakıp döndüğümde tekrar bakarım denilen soruya daire konulabilir.
e- Hiç yapamam dediğiniz soruya elips işareti konulabilir.
5- Soruların kolaylığı ve zorluğu, kısalığına veya uzunluğuna bağlı değildir.
6- Kodlamalar sınav sonuna bırakılmamalı, her sorudan sonra verilen cevap optik forma işaretlenmelidir.
7- Çok soruya cevap vermek çok net çıkarmak anlamına gelmez. Önemli olan en çok doğru net yapmaktır.
8- Bazı adayların yanlışlıkla veya bilerek aynı soru üzerinde birden çok şıkkı işaretlemesi o sorunun iptal edilmesine değil yanlış kabul edilmesine neden olur.
9- Kodlama yapılırken kutucuğun tam olarak doldurulması
10- Kodlama yapılırken bir aşağıdaki sorunun şıkkına taşırılmaması
11- Şıkların değiştirilmesi durumunda değiştirilecek şıkkın iyice silinmesi
12- Bir sorudan diğer soruya geçildiğinde boş bırakılan soruların düşünülmemesi.
13- Sınavda  dört şıkkın arka arkaya aynı gelme ihtimali çok düşüktür. Böyle bir durumla karşılaştığınızda cevaplarınızı kontrol ediniz.
14- Girmek istediğiniz puan türüne göre öncelikli olan testlerinizi kendi içerisinde sıralayın. Yöneldiğiniz puan türünün  testlere daha fazla ağırlık verin.

15- Münkün olduğunca tek tür puana yönelin (örneğinTM-1 veya TM-3 veya MF-3vaya MF-4veya TS-2 vb. gibi)
17- Öğrencinin testlerde zamanını en verimli şekilde kullanması gerekir. Tüm öğrenciler alanlarına göre tercih edebilecekleri mesleğin puan türüne göre ilgili testlere  zaman ayırmaya çalışmalıdır.

TEST TEKNİĞİ

           Klasik sınav sisteminde başarılı olan adayların test tekniğini geliştirmedikleri taktirde YGS ve LYS   bir sınavda başarılı olamadıkları gözlenmektedir.  Test tekniğini kazanmada mutlaka bilgiye ihtiyaç vardır ama aynı zamanda yorum gücünü kazanmak, süreyi iyi kullanmak ve muhakeme gücünü devreye sokabilmek bilgi ile birlikte kullanılan önemli yardımcılardır. Test tekniğini iyi kavrayabilmek için:

1- Yeni konularla ilgili test çözerken kolaydan zora doğru bir yol izlenmelidir.
2- Öğrenilen her konu ile ilgili yeterince soru çözülmelidir.
3- Mümkün olduğunca farklı kaynaklardan yararlanılmalıdır fakat amaca hitap etmeyen soru kaynakları boşa zaman harcanmasına ve yanlış yönde çalışma yapmaya yol açabilir.
4- Bütün çalışmalarda soru başına düşen ortalama süreyi bir dakikaya indirerek soru çözülmelidir.
5- Soru kökleri çok iyi okunmalı soruda ne istendiği çok iyi anlaşılmalıdır.
6- Soru anlaşılmadan şıklara geçilmemelidir.
7- Soru kökleri okunurken olumlu ve olumsuz yönlerine dikkat edilmelidir.
8- Hiçbir bilginizin olmadığı soruları boş bırakma alışkanlığı kazanılmalıdır.
9- Eleme yapılan şıklar arasında ilk akla gelen şıkkın doğru olma olasılığı yüksektir.
10- Dört yanlışın 1 doğruyu götürdüğü kesinlikle unutulmamalıdır.
11- Bazen 4 yanlışı bulmak bir doğruyu bulmaktan daha kolaydır. Yanlış şıkları eleyerek doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
12- Testlere en iyi olduğunuz konunun sorularıyla başlamalı, iyi olmadığınız konunun sorularını sona bırakmamalısınız.
13- Soru kökü dikkatli okunmalı,sınavda  muhakeme, yorum ve kavrayış gücünün ölçülmeye çalışıldığı unutulmamalıdır.
14- Test çözerken cevap şıklarında kendi görüşünüzü değil soruda istenilen doğru cevabı bulmanız gerektiğini unutmayınız.
15- Soru kökünü yarım okuyup şıklara kesinlikle geçmeyin. Soru basit de olsa yanlış cevabı verebilirsiniz.
16- Bütün şıkları okumadan cevabı işaretlemeyin. Daha doğru bir cevap diğer şıklarda olabilir.
17- Çözdüğünüz soruların sınav standartlarına uygun olmasına dikkat edin.
18- Yorulduğunuzu hissettiğiniz anlarda kısa molalar verin. Mümkünse bu molaları bölümler arasında kullanın.
19- Hızınızı belirli aralıklarda kontrol edin. Planladığınız süreyi kontrol ederek izleyin. (Örneğin her 30 soruda bir süreyi kontrol ediniz.)
20- Alanınızla ilgili olan testlere daha fazla zaman ve dikkat harcayın. Asıl puanı bu bölümlerden alacağınızı unutmayın.
21- Çözdüğünüz her testte kaydırma, kodlama veya yanlış cevabı işaretleme gibi klasik hataları yapmamaya özen gösterin.Çözdüğünüz soruların tamamını önce soru kitapçığına işaretleyip sonra cevap kağıdına geçirmek kaydırma ihtimalini artırmakta yada zamanı yetiştiremeyerek işaretleyememe riskini artırmaktadır.Unutmayın ki sınavınızın değerlendirilmesinde en önemli evrak cevap kağıdıdır. 5 soru veya 10 soru çözdükçe işaretlemek yada en sağlıklısı sayfa sayfa ilerledikçe,sayfa bittikçe cevap kağıdına  işaretlemektir.
22- Test çözmeye önyargısız, moral gücü yüksek ve kendinize güven duygusu ile başlarsanız, rakiplerinize göre bir adım öndesiniz demektir.
23- Paragraf sorularında ilk önce soru kökünü daha sonra paragrafı okuyun. Bu size parçada ne arayacağınız konusunda avantaj sağlar.
24- Sınavı , kesinlikle süre dolmadan terketmeyin. Son dakikaya kadar süreyi kullanın.
25- Karşılaştığınız zor sorularla inatlaşıp zaman kaybetmeyin. Çünkü zor soruyu yapan değil çok soruyu yapan sınavı kazanır.
26- Her testte cevaplayamayacağınız sorular çıkacaktır. Moralinizi bozmayın.
27- Sınavlarda çevrenizdeki kişilerin, hangi testi çözdüğü, kaç soru cevapladığı sizi ilgilendirmemeli. Bu, dikkatinizi dağıtabilir ve moralinizi bozabilir.
28- Tüm test çözümlerinizde süre tutun ve teste başladığınız andan itibaren dış dünya ile tüm bağlantılarınızı kesin. Eğer bunu başarabilirseniz sınava konsantre olmuşsunuz demektir.
29- Her denemenin sonunda doğru, yanlış ve boş sorularınızı kontrol edin. Yanlış işaretlenen ve boş bırakılan soruları inceleyip kontrol edin. Aynı hata ve eksiklerle sınavlara girmeye devam ederseniz aynı sonuçları almaya devam edersiniz.
30- Test hızınızı konu tekrarıyla değil, soru çözerek arttırabilirsiniz. Hazırlık döneminde çok sayıda soru çözmeye gayret edin.
31- Test çözerken ezberden kaçının. Soruları anlayarak ve yorumlayarak çözmeye çalışın.
32- Hazırladığınız programa uyduğunuz taktirde kendinize kesinlikle güvenin. Çünkü, sınavda  ölçülmeye çalışılan bilgi düzeyinizi en verimli şekilde kullanabilmeniz için kendinize güven duymanız, rahat hissetmeniz ve zihninizin açık olması son derece önemlidir.
33- Soru çözümünden sonra yanlış yaptığınız, boş bıraktığınız soruları inceleyerek hatanın bilgi eksikliğinden mi, yanlış bilgiden mi yoksa dikkatsizlikten mi kaynaklandığını tespit ederek çalışmalarınıza yön veriniz.
34- Öncüllü sorularda;
a) Ortak bir yargı mı var?
b) Her öncülün seçeneklerde bir karşılığı mı var?
Bu tip sorularda, soru köküne dikkat ediniz.
35- Paragraf sorularını iki açıdan değerlendirebiliriz:
a) cevabı paragrafta bulunan sorular; en kolay soru tipidir. Paragraf dikkatle incelendiğinde çözülmemesi imkansız denilebilir.
b) Sadece ön bilgi amacıyla verilip bizlerden yorum istenen sorular; bu sorularda paragrafla seçenek arasında bağlantı kurulması gerekmekte ve yorum gücümüz zorlanmaktadır.

SINAV ÖNCESİ
        Hazırlanma , kaygıyı azaltmanın bir unsurudur. Sınavla ölçülen bilgiye sahip olma düzeyiniz arttıkça, kaygı düzeyiniz azalır. Daha da önemlisi sınav için hazır olmak, kendinize olan güveni arttırır.
       Yoğun olarak sınava hazırlanmayı son günlere bırakmayın. Bu etkisiz çalışma yöntemidir. Haftalarca çalışmayı gerektiren bilgiyi, sınavdan bir önceki geceye bırakmak pek bir işe yaramaz. Bu daha çok ezber bir bilgi olur ve sınav sırasında unutulması olasılığı çok yüksektir. Genellikle bu da kaygıya sebep olur. Son dakikalardaki çalışmadan ötürü kendinizi baskı altında ve suçlu hissederseniz, böylelikle de sınava iyi konsantre olamazsınız. Sınav konuları içinde önem derecesine göre bir sıralama yapmak çalışmanızı daha kolay bir hale getirecektir Çalışmayla ilgili olumsuz bakış açısı geliştirmeyin. Bir konuya odaklanın ve gereken çalışmayı yapın. Ama sosyal hayatınızı da ihmal etmeyin. Başarılı öğrencilerin hem çalışıp, hem de bir çok şeyi yapabildiklerini ve bunun için ne kadar zaman harcadıklarını görünce şaşıracaksınız.
 Plan yapmak için zaman ayırın. Plan size çalışmanızı düzenlemek için yol çizer. Plan yaparken, planın ulaşılabilir hedefler içermesine dikkat edin.
 Bilgilerinizin hepsini tekrar edin. Ayrıca çalışmanızı düzenlemek için yazarak çalışabilirsiniz. Özellikle küçük ölçüdeki kağıt yada kartlara notlar yazarak her ortamda seri bir şekilde çevrilerek çalışılan kartlar size çok yardımcı olabilir. Bu tür bir yöntemle çalışmak zamanınızı etkili bir biçimde kullanmanızı sağlar. Böylelikle bildiğiniz konuları pekiştirmiş olacak ve daha çok çalışma gerektiren konuları tekrar etmeye daha çok zaman ayırmış olacaksınız.
           Sınavdan birkaç hafta önce dengeli beslenmeyi daha çok önemseyin. Sizi rahatsız edecek ağır yemeklerden kaçının. Yeterli uyku da çok önemlidir. İyi dinlenmiş öğrenciler, sınava yorgun öğrencilerden daha fazla hakimdir. Sınavdan birkaç hafta  önce uyku saatinizi sınava göre ayarlayın ve alıştığınız saatte yatarak vücudunuzun dinlenmesini sağlayın.
           Kaygınızı azaltmak için kendinizle olumsuz anlamda konuşmayı bırakın. Kendinizle ilgili olumlu düşünceler üretin.Rahatlama tekniklerini kullanın. Derin nefes alarak  veya görsel imgeler kullanarak rahatlamaya çalışın.  Görsel imgeler zihinde resim oluşturarak kaygıyı azaltır.


SINAV SIRASI
             Sınavda, sanki hiçbir şey bilmiyorsunuz gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Telaşa kapılmayın, bu son derece doğal bir tepkidir. Aslında çalıştığınız bilgilerin hepsi belleğinizdedir. Ortaya çıkmak için uygun koşullardan biri de sınav ortamıdır. Sakin bir şekilde okuyacağınız sorunun cevabı da otomatik olarak belleğinizdedir.
            Sınava giren bir öğrenci olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın. Unutmayın ki, sınav hayatınızda ki önemli şeylerden sadece biridir.
Eğer kaygı sınav sırasında oluşursa, bu genellikle vücudun temel kas sistemini etkiler. (Mide, sırt, kollar, bacaklar vb.) Kaygıyı hissettiğinizde, derin nefes alıp vermek rahatlamanıza yardımcı olabilir. Eğer derin nefes alıp vermeye konsantre olursanız, kaygınızın artmasına da engel olursunuz.
            Sınav sorularını önce iyi okuyun, anladığınızdan emin olun ve sorulara kısa ve öz cevaplar vermeye çalışın. Eğer teknik bir terimi hatırlayamıyorsanız, bu terimi kendi kelimelerinizle açıklamaya çalışın.
           Çoktan seçmeli sınavlarda seçenekleri çok dikkatli okuyun. Belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışın, çok fazla zaman kaybetmeden emin olduğunuz seçeneği işaretleyin.    Sınav sonunda işaretlemediğiniz sorulara geri dönebileceğiniz kadar zamanınızın kalmasına dikkat edin.
Eğer zamanınız azalmışsa özellikle yanıtından emin olduğunuz sorulara konsantre olunuz.

          Kendinizi sınava odaklayın , etrafınızla ve  seslerle ilgilenmeyin.

Sınavda teslim etmeniz gereken evrakları unutmayın.(Sınava başlarken sınava Giriş ve Kimlik Belgesi, sınav bitiminde ise soru kitapçığı  ve cevap kağıdı gibi belgeleri  eksiksiz olarak görevlilere teslim ediniz)



SINAV SONRASI

         Sınav sonrasında eğer kaygınız hâlâ devam ediyorsa; “Ben yeterince çalıştığıma inanıyorum, sınav öncesinde ve sonrasında elimden geleni yaptım, kendimle gurur duyuyorum.”gibi bir düşünce geliştirmelisiniz.

        Sınav sonrası yanıtlarınızı karşılaştırıp,puanınızı hesaplayınız. Böylece sonucu erkenden görüp gerekli tedbirleri almış olursunuz. (hata olursa itiraz etme hakkınızı kullanır, sonuç olumsuzsa kendinizi bir an önce toparlayıp yeniden hazırlanmaya başlar, sonuç olumlu ise uygun meslek araştırmalarına ve alternatifleri araştırmaya başlarsınız.)

SINAV KAYGISI

           Bir duyguya kapıldığınızda onu doğuran olayı değiştiremiyorsanız, olay hakkındaki düşüncelerinizi değiştirerek duygularınızı kontrol edebilirsiniz. Yani sınav kaygısı yaşıyorsanız sınavı ortadan kaldıramayacağınıza göre sınav kaygınızı engellemek için sınav hakkındaki düşünce ve inançlarınızı değiştirmelisiniz.
          Üniversiteye giriş sınavı uzun zaman harcayarak hazırlandığınız ve hayatınızda dönüm noktası olabilecek bir sınavdır. Böyle bir sınava hazırlanmak ister istemez insanı kaygılandıracaktır. Bizler kaygıyı sınavdan önce, sınav sırasında ve sınav sonrasında belli düzeylerde yaşarız. Bu duygunun belirtileri kişiden kişiye değiştiği gibi, şiddeti de kişiden kişiye değişir. Genellikle belli düzeyde bir kaygı bizi güdüleyicidir. Çünkü, bu durumda bellek daha açık ve vücut zor şeylere karşı savunmaya hazır olduğu için dikkat yoğunluğu da yüksektir. Bununla birlikte aşırı sınav kaygısı kişinin plan yapmasına, düşünme kapasitesine ve sınav başarısına etki eder.
       Bu kaygının üstesinden gelmek için ilk öğrenilmesi gereken; sınav kaygısının hazırlanma eksikliğinden mi yoksa sınav sırasında oluşan aşırı tepki veya panikten mi kaynaklandığıdır. Eğer yeterli düzeyde hazırlandınız ama hala aşırı tepki ve panik gösteriyorsanız sınav kaygısını oldukça yoğun yaşıyorsunuz demektir.

        Üniversite sınavına hazırlanan gençleri ve ailelerini kaygılandıran birçok faktör bulunmaktadır. Bu kaygıların temelini gelecek endişesi oluşturmaktadır. Bu endişe kontrol altına alınmadığı sürece kaygının azaltılması mümkün değildir. Kaygıyı arttıran faktörlerin en önemlilerinden bir tanesi "belirsizlikler" dir. Belirsizlik, konuların nasıl yetiştirileceği, eksiklerinin nasıl tamamlanacağı, nelere öncelik verileceği, halihazırda yapılan çalışmaların yeterli olup olmayacağı, deneme sınavlarında gösterilen performansın gerçek sınava nasıl yansıyacağı vb. sorular sonucunda oluşur.

       Bir diğer önemli etken de genç ve ailesinin sınava ilişkin ürettikleri olumsuz düşünceler, sınavdan önce sınavın sonucuna ilişkin olumsuz tahmin yürütmeler, karşılaşılan herhangi bir güçlükten sonra sınavın başarılı geçmeyeceğine yönelik atıfta bulunmalardır.

       Sınavın, genç ve ailesi tarafından bir kişilik ölçümü veya bir zeka testi olarak görülmesi, başkaları ile kıyaslama kaygıyı arttıran faktörlerin başında gelmektedir. Ailenin sergileyeceği sınava yönelik tutum ve davranışlar, sınava yükledikleri anlam, beklenti düzeyi, gencin kaygı düzeyini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecektir. Ailelerin çocuklarını teşvik etmek, motive etmek, hırslandırmak amacıyla kullandığı yöntemler bazen sınav kaygısının kaynağını oluşturabilir.

Sınav Kaygısı Nedeniyle Gözlenen Olumsuz Duygu, Düşünce ve Davranışlar:
• Sınavı bilgi değerlendirmesi olarak değil de, kişilik değerlendirmesi olarak görme,
• Derslere çalışmaya rağmen yetersizlik duygusu içerisinde olma,
• Çalışırken dikkat dağınıklığı, unutkanlık, öğrenilen bilgilerin birbirlerine karıştırılması,
• Çok çalışmaktan dolayı beynin dolduğunu düşünerek bunalma,
• Aşırı huzursuzluk, gerginlik, endişe ve sıkıntı hali,
• Önceki başarısızlıklardan dolayı yeni denemelerde de başarısız olacağı düşüncesi,
• Önemli sayılan, kendine değer verilen insanların sevgi ve ilgilerini kaybetme,
• Başarısızlığı bir facia, mahvoluş, her şeyin sonu olarak görme,
• Sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırma, mutlaka olması gerekiyormuş gibi düşünme,
• Sınavı kazanmayı hayatın tek amacıymış gibi görme,
• Sınavı kazanamamanın her şeyi olumsuz kılacağını düşünme,
• Bütün bu nedenlerden dolayı, sınav yaklaştıkça yaşanan panik duygusu,

           Kaygı esnasında soluk alıp verme hızlanır, terleme başlar, mide spazmları ve bulantılar görülebilir, bunlar tedirginlik duygusuyla kişiyi rahatsız eder, o andaki aktiviteleri olumsuz etkiler. Kaslar gerilmeye başlar, el ve ayaklarda üşüme, avuç içlerinde terleme olur. Nefes alıp vermede düzensizlik, kesik kesik nefes alma, gerginlik, kalp çarpıntısı, bel ağrısı, mide ağrısı, ishal ya da kabızlık, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissetmesi, sürekli yorgunluk, sürekli baş ağrısı, boyun kaslarının gergin olması vb. Kaygı esnasında organizmada gözlenebilen olumsuz değişikliklerdir.

Bu gibi belirtiler bedensel hastalıkların belirtileri de olabilir. Bu belirtiler bireyde uzun zamandır gözlenmiş ve onun günlük yaşamını etkiler dereceye gelmişse, bireyin bir doktora gidip muayene olmasında yarar vardır.

Kaygının derecesi ve başarılması gereken görevin zorluk seviyesi, kaygının zararlı ya da yararlı olduğunu belirler.

• Öğrenilen malzeme basit ve kolaysa, yüksek kaygı derecesi bunun çabuk öğrenilmesine yol açar.
• Öğrenilen malzeme karmaşık ve zorsa, o zaman yüksek kaygı öğrenmeyi zorlaştırır.
• Orta derecede akademik yeteneği olan öğrenciler ve düşük kaygı düzeyindeki öğrenciler, yüksek kaygı düzeyindeki öğrencilere nazaran daha başarılı olmuşlardır. Çok yüksek ve çok düşük akademik yeteneğe sahip öğrencilerde yüksek ya da düşük kaygılı olmak öğrenme açısından pek fark oluşturmamıştır.

Kaygıyı Azaltacak Bazı Öneriler
• Çocuğunuz ve siz, gözlerinizi sınavın sonuçlarından ziyade bugün ne yapılabilire çeviriniz. Henüz yapılmamış sınavın sonucuyla ilgilenmeyiniz. Sınavın sonucunun olumlu olabilmesi sizin ve çocuğunuzun "bugün" olumlu tavır ve davranışlar sergilemesiyle mümkün olacaktır.
• Telaş ve acelecilik paniğe ve kaygıya yol açar. Bu nedenle, zamanın koşuşturma içinde geçirilmemesi, zaman planlamasının yapılması yararlı olacaktır. Bu planlama, hem sizin hem de çocuğunuzun önünüzü görmenizi sağlayacak ve rahatlatacaktır.
• Sınav öncesinde koşullar üretmeyin. "Şu kadar net yapmalısın, Fizik dersinden şu kadar doğru çıkarmalısın." vb. Bu koşullar sınav sırasında çocuğunuz için birer tehdit haline dönüşebilir.
• Koşul koymak yerine çocuğunuzla birlikte sınavda uygulanacak stratejileri siz oluşturabilirsiniz.
• Kaygı bulaşıcı bir duygudur. Siz veli olarak, ne kadar kaygılı iseniz hiç kuşkunuz olmasın ki çocuğunuz da en az o kadar kaygılı olacaktır. Sizin sakin, mantıklı ve olumlu tavırlarınız da çocuğunuzun sakin ve mantıklı davranmasına katkıda bulunacaktır.
• İçinden çıkılmayacak bir kaygı yaşanıyorsa, o zaman mutlaka bu konuda psikolojik desteğe ihtiyaç duyulmalıdır.

Kaygı “ETER”e benzer. Azı ayıltır, çoğu bayıltır.

SINAVLARA HAZIRLIKTA AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR
        
Sınava hazırlık aşamasında gençlerin ilgili ve anlayışlı aile beklentileri daha da artmaktadır. Sınav kaygısı yaşayan gençlerin kaygılarının sadece sınavla ilgili olduğunu düşünmek yanlış olur. Bu gençlerle ilgili yapılan araştırmalar göstermektedir ki kaygının temel sebebi gencin çevresi tarafından olumsuz olarak algılanma korkusudur. Yani bu süreç içindeki gençlerde başarısız olduğunda başta ailesine akabinde akraba, komşu, arkadaş gibi kişilere ne diyeceği, başarısız, tembel, beceriksiz, hatta kafası çalışmayan bir insan olarak değerlendirileceği düşüncesi yoğun olarak kaygı yaşamaya ve sınavla ilgili öğrenme sürecinde olumsuz etkilenmelere neden olmaktadır.


        Üniversite sınavlarına hazırlık aşamasında iyi konsantrasyon ve motivasyon başarının en önemli unsurudur. Bu nedenle öğrenci kendini olumsuz etkileyecek duygu ve düşüncelerden uzaklaşmış olmak zorundadır. Bunu tek başına gerçekleştirmesini beklemek yanlış olur. Bu noktada aile öğrencinin yanında olmak zorundadır. Gencin, “başarısız olursam aileme ne derim? Tanıdıklarım benim hakkımda ne düşünür? Sonra onların yüzüne nasıl bakarım?” gibi sorulardan arındırılması gerekir.

        Hiçbir öğrenci sınavlara başarısız olmak için girmez, dolayısıyla başarısızlıktan ziyade öğrencinin başarılı olduğu noktaları vurgulamak ve onları yüreklendirmek gereklidir.
        Sınava hazırlanan gence yardım konusunda aile bireylerinin en çok dikkat etmeleri gereken nokta ona her fırsatta değerli olduğunu hissettirmek ve sınavda başarılı olsa da, olmasa da bunun kendileri açısından değişmeyeceğini vurgulamaktır.


        Kaygının yüksek olmasının olumsuz etkileri olmakla beraber, kaygısızlığında öğrenmedeki olumsuz etkileri yadsınamaz. Bu sebeple dengeleri iyi yakalamak gerekir. “Devamlı çalış, hiç çalışmıyorsun, bu gidişle sen beceremezsin” demek ne kadar yanlışsa, “sen nasıl olsa yaparsın, boş ver bu kadar üzerinde durma” gibi söz ve davranışlar da o kadar yanlıştır. Ayrıca “Bence sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanamaman gibi bir ihtimal düşünemiyorum.” gibi sözlerde başta ona destek verir gibi görünse de sonuçta kaygı düzeyini yükselttiği için zararlı olabilir.


         Sonuç olarak ailenin gence, doğru ve motive edici bir yaklaşım içinde olması gerekir.

         Çocuğunuzla sürekli iletişim içinde olmalı, sadece başarılı olduğunda değil her zaman yanında olduğunuzu hissettirmelisiniz.

          Ona çalışabilmesi için gerekli maddi ve manevi olanakları sağlamalısınız.

          Onun yetenek ve kapasitelerini iyi değerlendirmeli ve beklentilerinizi bu özelliklere göre ayarlamalısınız.

        Meslek seçimi konusunda kendi istek ve beklentilerinizde ısrarcı olmaktan kaçınmalı, çocuğunuzun yetenek ve ilgileri konusunda ileriki yıllarda başarılı olabileceği mesleği seçmesinde destekleyici olmalısınız.

Çocuğunuzun sizden farklı bir birey olduğunu, onun da kendine has istek ve beklentilerinin olduğunu asla unutmayınız!
 


Bulancak Lisesi Resmi Web Sitesi Bulancak Lisesi Resmi Web Sitesi - Sınav Taktikleri   






 
 Seitenanfang
Bulancak Lisesi Resmi Web Sitesi
//